Paylas-TR


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 05 Ekim 2008, 16:42   #21 (permalink)
Bundan sonra diLim LâL
 
aŞk-ı LâL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
  Date: 10 Eylül 2008
 Mesajlar: 30,893
Standart

KAMUOYU

Ulusal egemenlik temeline dayalı temsili bir hükümette kamuoyu büyük bir rol oynar. Basın ve toplantı özgürlükleri olmadan ve kamuoyu ilişkin işler hakkında geniş bir eleştiri ortamı yaratılmadan, kamuoyu görevini yerine getiremez. Ulusal egemenlik ve temsili hükümet düşüncenin yayılması ve yükselmesi ancak kamuoyunun etkinliği ile olabilir. Hükümetin düşüncesi, ülkenin düşüncesini temsil etmelidir. Hükümet ülkenin düşüncesini anlayabilmek için bu düşüncenin ortaya çıkmasına yol açan araçlara sahip olmalıdır. Gerçi hükümet, seçim zamanlarında ulusun düşüncelerini yakından öğrenir seçilen meclisler de ulusun düşüncesini temsil eder. Ne var ki, seçim zamanlarında ulusun yansıttığı düşünceler, hep aynı kalmaz. Bu nedenle meclislerin bu düşünceleri temsil edebilmesi uzun zaman sürmez. Kamuoyu ulusun içinden taşan her tür düşüncenin bulunduğu bir denizdir. O denizde çeşitli akımlar çeşitli tartışma dalgaları yaratır. Kamuoyu ruhsal bir dünyadır. Orada ortaya çıkan düşünce savaşımı dikkatli gözlerden gizli kalamaz. Eski çağlardaki demokrasilerde bu düşünce savaşımı bütün yurttaşların her gün bir arada toplanarak yaptıkları toplantılarda gerçekleştiriliyordu. Bu gün yurttaşların çokluğu ve uygar yaşamın yurttaşlara yüklediği günlük işler onların maddeten ve her gün bir arada toplanmalarına olanak bırakmamıştır.
Bu nedenle kamuoyu, bir düşünce ortamı olmuştur ve bun ortamda kamuya ilişkin işlerin eleştirilmesi şu nitelikleri gösterir:
1) Eleştiri ve tartışma bütünüyle özgürdür. Bu özgürlüğü herkes, hiç kimsenin etkisi olmadan ve kendi kendine kullanır. Hükümeti ve meclisi dikkatli tutan güç eleştiri özgürlüğüdür.
2) Kamuoyunun eleştiri özgürlüğü, başlıca birçok yayın yapma yoluyla olur.
Yayın, yolsuzluklara engel olur ve hükümeti yönetim yollarını doğru ve yerinde kullanma görevlerini yerinde getirme zorunda tutar. Yayın, en etkili denetleme yoludur. Bu noktada ' eleştirinin kolay, fakat bir şeyi yapmanın güç olduğunu ' gerçeğinin unutulmaması gerekir. Onun için;
Kamuoyunun iyiliği düşüncesi her türlü eleştiri ve tartışmada, her zaman en başta göz önünde tutulması ve temel alınması gereken bir düşüncedir. İleri sürülen düşünceler, kamunun iyiliği adına ortaya atılmalıdır. Bu düşünce çıkış noktası olunca, eleştiri ve tartışma devletin de yarına yapılmış olur, ve yurttaşların toplumsal, siyasal eğitim düzeylerinin yükseltilmesini de sağlar.
3) Kamuya ilişkin işleri eleştiri özgürlüğü, hükümet ve halk arasında bir anlaşma ortamı yaratır. Hükümet yayın organları aracılığıyla kamuoyunu anlar ve gerektiğinde onu gerekli belgelerle aydınlatır. Hükümetin halkı ve halkın, hükümeti anlaması onların bir bütün olarak birleşmelerini ve öylece kalmalarını sağlar.




" Taklitlerasıllarınıyüceltir. "
Saygı duyulacak bir tarafınız varsa... O tarafınıza saygılarımla!
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.✿*゚¨゚✎
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.



_"ikinci el övgü tüccarları varsın bol bol konuşsun benim satacak malım yok ki övgüye ihtiyacım olsun"

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Şimdi Sularında Sessiz Bir Gemiyim Ben
Gözlerinin Derinliğinde
Yol Alan..

Deniz Mavide, Bulut Beyazda, Yıldız Gecede..
(Sevdam Sabıkamdır...)
aŞk-ı LâL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Ekim 2008, 16:42   #22 (permalink)
Bundan sonra diLim LâL
 
aŞk-ı LâL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
  Date: 10 Eylül 2008
 Mesajlar: 30,893
Standart

KAMUOYUNUN KENDİ KENDİNE ÖRGÜTLENMESİ


Hükümet tutum ve hareketlerini düzenlemek için, kamuoyuna önem verince, kamuoyu örgütlenir. Kamuoyunun sürekli yararlanılabilecek bir durumda hazır bulunması, onun ancak bir örgüte sahip olmasıyla mümkündür. Bu örgütte serbest eleştiri ve tartışma alanıdır. Bu alan sürekli açık tutulmalı, ve sürekli çeşitli ve değişik düşüncelerle beslenmelidir. Bu ise basının çalışması ve kamu yararının her gün yeniden yeniye tartışılması ile olur. Kamuoyunun işlediği, canlı olduğu ,ülkede , gazeteler yayımlanmasa halk şaşkınlığa uğrar ve çılgına döner. Sözünü ettiğimiz bu düşünce örgütünde şu özellikler görülür:
1) Düşünce örgütü, bir azınlığın ya da bir takım seçkin insanların yarattığı, ortaya koyduğu bir kurumdur. Kuşkusuz, halk kitlesi bu örgüte katılır. Ne var ki, başka alanlarda, işlerde olduğu gibi, bunda da halk kitlesinin rolü etkin değildir. Gerçi, halk yayını yansıtıp iletir ve düşüncelere yandaş toplar fakat düşünceleri ortaya koyan, ortaya atan ve yayın alanının odak noktasını oluşturan halk değildir.
2) Çağdaş düşünce örgütünde, gerçekte iki seçme tabakanın etkinliği vardır. Bu sınıflardan biri basım girişimini gerçekleştiren ve yönetenlerdir.
Basın, düşünceleri ortaya koymak ve yayımlamak için gerekli araçlardır. Siyasal düşünceleri de üreten basındır. Basın girişimleri, gazete, dergi ve kitap basma yoluyla gerçekleşir. Basının siyasal düşünceler üretmedeki rolü, çok daha başka niteliktedir. Çünkü ' siyasal düşünceleri ortaya atan, her zaman siyasal gruplar ve zümreler gibi belli düşünce dernekleridir.' Kabul edilmesi gereken şudur ki, siyasal düşünceler, siyasal partilerin çıkarına olarak onlar tarafından ortaya konur. Yoksa halk topluluğu içinde kendiliğinden ortaya çıkmaz.
3) İyice bilinmelidir ki, gazeteler okul kitapları değildir. Kimi aşağı düzeydeki insanların para ile yaptıkları basın savaşımları vardır. En adi yalanları duyurmada ve yaymada basının kullandığı bir gerçektir. Basın ve düşünce özgürlüğünün karşı karşıya bulunduğu başka tehlikelerde vardır. Basın ve dahası düşünce derneklerinin, ulusal hükümetin etkisinden kurtularak, siyasal ekonomik kimi gizli amaçlara alet olmasından korkulur. Basının para ile satın alınabilmesi, uluslar arası yüksek para çevrelerinin, basın üzerinde ki gizli etkisi yada yalnızca yabancı devletlerin, örtülü ödeneğinin etkisi, işte bunların kamuoyunu aldatmalarından ve yanıltmalarından çok korkulur. Nedir ki özgürlükten çıkacak olan bu kötülük yada olumsuzluklar, kesinlikle çözümsüz değildir. İlkin basın özgürlüğüne meşru bir sınır çizilir. İkincisi ise gazeteler, özel bir örgüt kurarak, bununla kendi üzerlerinde ahlaksal bir etki yaratırlar. Başlangıçta bir kazanç işinden başka bir şey olmayan gazetecilik, zamanla bir toplumsal kuruluş durumuna gelebilir. Bundan başka halkın düşünsel, ve siyasal eğitim düzeyi ve tutumu da bir güvencedir. Halk, belli gazeteleri okumaya ve onları birbirleriyle denetlemeye ve gazetecilik yararlarına inanmaya alışır. Bütün bunların ötesinde her şeyin açık olmasıyla iyi niyetin gelişeceğine ve önemli sorunlar üzerinde iyi niyetli insanların her zaman çoğunluğu gelişeceğine ve önemli sorunlar üzerinde iyi niyetli insanların her zaman çoğunluğu oluşturacaklarını kabul etmek uygun olur. ' Çünkü, her zaman dünyanın yarısı ve bir zaman da dünyanın tümüde aldatılabilir. Ne var ki, bütün dünya her zaman aldatılamaz, kandırılamaz.' Deneyimler göstermiştir ki, her şeyi söylemekten insanları yasaklamak, kesinlikle olanak dışıdır. Fakat ulusal eğitim, ulusal görgü, görenek ve büyük manevi güçlere karşı hükümetin uygun gördüğü tutumu sayesin de başkaldırıcı düşüncelerin yayılmasına olanak vermeyecek toplumsal bir ortam yaratılabilir. Fakat her halde her şeyin söylenmesine izin vermek ve bunun karşısında da söyleyenlerin düşüncelerini eyleme dönüştürmelerini seyirci kalıp yalnızca önlemler getirmekle yetinmek anlamsızdır. Bütün halkın eyleme geçtiği gün, onları tutuklayacak güç yoktur. Nasıl tıbbi bir sağlık koruma varsa aynı şekilde de toplumsal bir sağlık koruma da vardır. Her ikisi aynı ilkeye dayanır. Maddi mikropları yok etme olanağı yoktur. Fakat kişinin vücudun da bedensel bir sağlıklılık yaratma mümkün olduğu gibi, toplumsal yapıda da manevi bir sağlık yaratma ve bu yolla bir güç ortamı hazırlama olanağı vardır.

***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.




" Taklitlerasıllarınıyüceltir. "
Saygı duyulacak bir tarafınız varsa... O tarafınıza saygılarımla!
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.✿*゚¨゚✎
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.



_"ikinci el övgü tüccarları varsın bol bol konuşsun benim satacak malım yok ki övgüye ihtiyacım olsun"

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Şimdi Sularında Sessiz Bir Gemiyim Ben
Gözlerinin Derinliğinde
Yol Alan..

Deniz Mavide, Bulut Beyazda, Yıldız Gecede..
(Sevdam Sabıkamdır...)
aŞk-ı LâL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Ekim 2008, 16:42   #23 (permalink)
Bundan sonra diLim LâL
 
aŞk-ı LâL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
  Date: 10 Eylül 2008
 Mesajlar: 30,893
Standart

GAZETELER

Türkiye Cumhuriyet' inde gazete çıkarmak, kitap yayımlamak, basım evi açmak için uyulması gereken kurallar, basın yasası ve basım evleri yasasında belirlenmiştir. Zaralı yayın ve kişilere saldırma durumunda yapılacak işlem, bu yasalarda ve ceza yasasında yazılıdır.
Bu konuda, bizce söylenecek sözler, şöyle özetlenebilir; Basının genel yaşamda, ve Cumhuriyet 'in ilerlemesi ve gelişmesi için taşıdığı görevler yüksektir. Basının tam ve geniş olarak sahip olduğu özgürlüğün iyi yolda kullanılması ne denli ince ve hassas bir konu olduğu açıktır. Her türlü yasal bağdan önce, kalem sahibi bir kimse, bilime, gereksinimlere ve kendi siyasal görüşlerine olduğu kadar yurttaşların haklarına ve ülkenin, her türlü özel görüşüm üstünde olan yüksek çıkarlarına da dikkat etmek ve saygı göstermek manevi zorunluluğundadır. Ancak böyle bir zorunlulukla genel düzen sağlanabilir. Bununla birlikte basın özgürlüğünden ortaya çıkabilecek olan olumsuzlukları ortadan kaldıracak etkili yol, kesinlikle geçmişte sanıldığı gibi basın özgürlüğünü kısıtlama yolu değildir. Basın özgürlüğünden doğacak olan sakıncaların ortadan kaldırılması yolu, yine doğrudan doğruya basın özgürlüğüdür.

***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.




" Taklitlerasıllarınıyüceltir. "
Saygı duyulacak bir tarafınız varsa... O tarafınıza saygılarımla!
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.✿*゚¨゚✎
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.



_"ikinci el övgü tüccarları varsın bol bol konuşsun benim satacak malım yok ki övgüye ihtiyacım olsun"

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Şimdi Sularında Sessiz Bir Gemiyim Ben
Gözlerinin Derinliğinde
Yol Alan..

Deniz Mavide, Bulut Beyazda, Yıldız Gecede..
(Sevdam Sabıkamdır...)
aŞk-ı LâL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Ekim 2008, 16:42   #24 (permalink)
Bundan sonra diLim LâL
 
aŞk-ı LâL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
  Date: 10 Eylül 2008
 Mesajlar: 30,893
Standart

DERNEK KURMA VE EĞİTİM-ÖĞRETİM ÖZGÜRLÜĞÜ

4) Dernek kurma özgürlüğü
5) Eğitim-öğretim özgürlüğü
' Denek belli kişilerce bilgilerini yada çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek amacıyla kurulan bir topluluktur.
(496) Çocuk esirgeme kurumu, Kızılay dernekleri, Türk ocakları, Kadın birliği, ( Türk hava kurumu, Türk tarih kurumu ) gibi klüplerde birer dernek sayılabilir.
Öğretim bir kimsenin, kendi bilgilerini başkasına öğretmesidir. Buradaki eğitim-öğretimden amaç, aile içinde yapılan ders verme ve ders alma değildir. Bir okul açarak ülke genelinde öğretim yapmaktır. Dernek kurma ve eğitim-öğretim özgürlükleri öteki bireysel özgürlüklerden farklıdır. Çünkü bunlar ortak bir etkinliğin, sürekli uygulanışını gerektirir. Bu nedenle yalnız bireysel haklar olarak değerlendirilemez.

***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.




" Taklitlerasıllarınıyüceltir. "
Saygı duyulacak bir tarafınız varsa... O tarafınıza saygılarımla!
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.✿*゚¨゚✎
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.



_"ikinci el övgü tüccarları varsın bol bol konuşsun benim satacak malım yok ki övgüye ihtiyacım olsun"

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Şimdi Sularında Sessiz Bir Gemiyim Ben
Gözlerinin Derinliğinde
Yol Alan..

Deniz Mavide, Bulut Beyazda, Yıldız Gecede..
(Sevdam Sabıkamdır...)
aŞk-ı LâL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Ekim 2008, 16:43   #25 (permalink)
Bundan sonra diLim LâL
 
aŞk-ı LâL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
  Date: 10 Eylül 2008
 Mesajlar: 30,893
Standart

DERNEK KURMA [ 497 (2) ]

Dernekler, bir yandan toplumu destekler, fakat bir yandan da kurulan dernekler, devlet içinde başlı başına birer örgüt ve birer güç olacaklarından, devlet içinde tehlikeli olabilirler. Bu nedenle, dernek kurma, ana yasamızda bireylerin doğal haklarından sayılmış olmakla birlikte, ayrıca bir yasayla belirlenmiştir. Denekler yasasına göre:
a) Dernek kurulduktan hemen sonra, kesinlikle hükümete, usulü çerçevesinde bildirilmelidir.
b) Var olan yasalara, genelin törelerine aykırı meşru olmayan bir temele dayanan ya da devlet bağımsızlığını, hükümet biçimini bozmak azınlıkları birbirinden ayırmak amacı güden dernekler kurulamaz.
c) Irk ve cinsiyete dayanan soyluluk sanlarıyla siyasal dernek kurmak yasaktır.
d) Dernek üyelerinin, on sekiz yaşını doldurmaları koşuldur.
e) Gizli dernek kurmak kesinlikle yasaktır.
f) Derneklerin toplandığı yerde her hangi bir silah bulundurmak yasaktır. Yalnız klüplerde güvenlik görevlilerine bilgi vermek koşuluyla eskrim ve avcılık gibi sporlara ilişkin silahlardan gerektiği kadar bulundurula bilir.

***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.




" Taklitlerasıllarınıyüceltir. "
Saygı duyulacak bir tarafınız varsa... O tarafınıza saygılarımla!
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.✿*゚¨゚✎
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.



_"ikinci el övgü tüccarları varsın bol bol konuşsun benim satacak malım yok ki övgüye ihtiyacım olsun"

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Şimdi Sularında Sessiz Bir Gemiyim Ben
Gözlerinin Derinliğinde
Yol Alan..

Deniz Mavide, Bulut Beyazda, Yıldız Gecede..
(Sevdam Sabıkamdır...)
aŞk-ı LâL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Ekim 2008, 16:43   #26 (permalink)
Bundan sonra diLim LâL
 
aŞk-ı LâL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
  Date: 10 Eylül 2008
 Mesajlar: 30,893
Standart

EĞİTİM-ÖĞRETİM ÖZGÜRLÜĞÜ

Eğitim-öğretime gelince, çok önemli ve hassas konudur. Devlet, yurttaşların öğretim ne eğitimi ile çok ilgilidir. Bir kere, ilköğretimi zorunlu tutar ve genellikle öğretim hükümetin denetimi altında ve onun programları çerçevesinde olur. Çünkü, öğretim özgürlüğü niteliği dolayısıyla karmaşıktır. Bir yandan, bireysel özgürlüğün gereğidir, fakat ortak bir kuruluşa dayanır. Onun için öğretime yasayla özel bir düzen verilmesi gerekir. Anayasada da buna ilişkin madde şudur; ' Hükümetin denetimi ve gözetimi altında ve yasa çerçevesinde her türlü öğretim serbesttir.'
' Tevhid -i Tedrisat yasasına göre ' Türkiye sınırları içinde bütün bilim ve öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığına ( Maarif Vekâleti ) bağlıdır.'
Yalnız Harp Okulunun kökeni olan askeri liseler, Milli Savunma Bakanlığına ( Milli Müdafaa Vekâleti ) bırakılmıştır.




" Taklitlerasıllarınıyüceltir. "
Saygı duyulacak bir tarafınız varsa... O tarafınıza saygılarımla!
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.✿*゚¨゚✎
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.



_"ikinci el övgü tüccarları varsın bol bol konuşsun benim satacak malım yok ki övgüye ihtiyacım olsun"

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Şimdi Sularında Sessiz Bir Gemiyim Ben
Gözlerinin Derinliğinde
Yol Alan..

Deniz Mavide, Bulut Beyazda, Yıldız Gecede..
(Sevdam Sabıkamdır...)
aŞk-ı LâL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Ekim 2008, 16:43   #27 (permalink)
Bundan sonra diLim LâL
 
aŞk-ı LâL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
  Date: 10 Eylül 2008
 Mesajlar: 30,893
Standart

HABER VERME VE ŞİKAYET HAKKI

' Türkler, gerek kendilerine, gerekse kamuya yönelik olarak yasalara ve kurallara aykırı gördükleri durumlarda, ilgili makama ve T.B.M.M.' ne kişisel olarak yada toplu olarak haber verebilirler ve şikayette bulunabilirler. Kişisel olarak yapılan başvurunun sonucunun dilekçe verene yazılı olarak bildirilmesi zorunludur.
Bu şikayet hakkı söylendiği gibi, bir haksızlığa karşı şikayet niteliğinde olursa, bireysel hak olur. Fakat yasalardan şikayet ve yasaların değiştirilmesine ilişkin bir öneri niteliğinde olursa, bu durum yurttaşın siyasal girişimi demek olur. Bunun usulü ve sınırı yasayla belirlenmiştir.
' Yasa önerme hakkı, Meclis üyesine ve Bakanlar kuruluna verilmiştir. '
Bunun dışında siyasal düşünce ve eğilimini göstermek isteyen yurttaş, kitap yazarak ve basından yararlanarak istediğini gerçekleştirebilir. Kamuoyuna uyma yolunu seçen hükümetler ya da meclisler bunları göz önünde bulundururlar.




" Taklitlerasıllarınıyüceltir. "
Saygı duyulacak bir tarafınız varsa... O tarafınıza saygılarımla!
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.✿*゚¨゚✎
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.



_"ikinci el övgü tüccarları varsın bol bol konuşsun benim satacak malım yok ki övgüye ihtiyacım olsun"

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Şimdi Sularında Sessiz Bir Gemiyim Ben
Gözlerinin Derinliğinde
Yol Alan..

Deniz Mavide, Bulut Beyazda, Yıldız Gecede..
(Sevdam Sabıkamdır...)
aŞk-ı LâL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Ekim 2008, 16:43   #28 (permalink)
Bundan sonra diLim LâL
 
aŞk-ı LâL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
  Date: 10 Eylül 2008
 Mesajlar: 30,893
Standart

BİREYSEL HAK VE SİYASAL HAK

Bireysel hak, siyasal hak demek değildir. Bireysel haklara, yurttaşlık hakları ya da kamu ya da sosyal haklar gibi adlar veren olmuştur. Ad ne olursa olsun bireysel haklar, siyasal haklar dediğimiz şeylerden başkadır.
Siyasal haklar, yurttaşların hükümete katılmasını sağlayan haklardır, bunun en açık ve en belli örneği siyasal seçimdir. Siyasal haklardan ancak yasanın bu hakları kendilerine verdiği yurttaşlar yararlanabilir.
Siyasal haklar, cinsiyet yaş, ve yetenek ayrımı yapılmaksızın ulusun her bireyine verilmiştir. Bireysel haklar ise, ilke olarak cinsiyetlerini, yaşları ve yetenekleri ne olursa olsun, ulusu oluşturan her bireye aittir. Bu hakların bir bölümü de gördüğümüz gibi, bir takım koşullara bağlıdır, bunun iki nedeni vardır:
1) Bu haklar kullanıldıklarında siyasal bir etkinlik yaratabilirler, bu etkinlik hükümete doğrudan doğruya katılmak demektir. Basın özgürlüğü, toplantı özgürlüğü ve dahası geleceğin yurttaşlarını yetiştirme amacı güden öğretim özgürlüğü gibi.
2) Bireysel özgürlüğü , henüz eylemli olarak kullanamayanların korunması söz konusudur. Örneğin; çalışma özgürlüğü kimi durumlarda sınırlandırılır. Çocuk ve kadınlar konusunda olduğu gibi.

***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.




" Taklitlerasıllarınıyüceltir. "
Saygı duyulacak bir tarafınız varsa... O tarafınıza saygılarımla!
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.✿*゚¨゚✎
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.



_"ikinci el övgü tüccarları varsın bol bol konuşsun benim satacak malım yok ki övgüye ihtiyacım olsun"

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Şimdi Sularında Sessiz Bir Gemiyim Ben
Gözlerinin Derinliğinde
Yol Alan..

Deniz Mavide, Bulut Beyazda, Yıldız Gecede..
(Sevdam Sabıkamdır...)
aŞk-ı LâL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Ekim 2008, 16:44   #29 (permalink)
Bundan sonra diLim LâL
 
aŞk-ı LâL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
  Date: 10 Eylül 2008
 Mesajlar: 30,893
Standart

ÖZGÜRLÜĞÜN KORUNMASI VE YAPTIRIMLARI

Çağdaş anayasalarda, bireysel haklar ve yurttaşın siyasal hakları belirlenmiştir. Ne var ki, hakların eylemli olarak kullanılması için, onların nasıl kullanılacağını ve sınırlarını çizen yasalarda gereklidir. Böyle olmazsa, anayasada sağlanan haklar, kullanılamaz, birer söz olarak kalır. Bu, nedenle hakların kullanılmasını belirleyip düzenlemek, kesinlikle gerekli bir kuraldır.
Anayasa ve bu yasanın içeriğini, hükümlerin uygulanmasını belirleyip düzenleyen yasaların yurttaşların doğal ve siyasal hak ve özgürlüklerinin yaptırımlarıdır. Fakat asıl yaptırım, hükümettir. Yurttaş özgürlüğünü tanıyan, ona saygı gösteren, onun sağlanmasını ve korunmasını en birinci görev olarak kabul eden siyasal yönetim biçimi doğaldır ki, demokrasi temeline dayanan Cumhuriyettir. Eskiden özgürlüklerin korunması gibi bir sorun, söz konusu değildi, çünkü özgürlük yoktu.
***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.




" Taklitlerasıllarınıyüceltir. "
Saygı duyulacak bir tarafınız varsa... O tarafınıza saygılarımla!
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.✿*゚¨゚✎
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.



_"ikinci el övgü tüccarları varsın bol bol konuşsun benim satacak malım yok ki övgüye ihtiyacım olsun"

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Şimdi Sularında Sessiz Bir Gemiyim Ben
Gözlerinin Derinliğinde
Yol Alan..

Deniz Mavide, Bulut Beyazda, Yıldız Gecede..
(Sevdam Sabıkamdır...)
aŞk-ı LâL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Ekim 2008, 16:44   #30 (permalink)
Bundan sonra diLim LâL
 
aŞk-ı LâL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
  Date: 10 Eylül 2008
 Mesajlar: 30,893
Standart

BAĞNAZLIĞI AŞMA ( HOŞGÖRÜLÜK )

' Özgürlük ' kuşkusuz ki, güçlükle sağlanabilir; fakat herkese karşı bağnazlığı aşan, tutumlar ve hoş görünüşlü davranışlarla korunabilir.
Özgürlüğün, vicdan ve din özgürlüğünün ne olduğunu biliyoruz. Türkiye Cumhuriyetin de herkes Tanrı 'ya istediği gibi ibadet eder. Hiç kimseye dinsel düşüncelerden ötürü bir şey yapılmaz. Türkiye Cumhuriyetinin resmi dini yoktur. Türkiye de hiç kimse düşüncelerini başkalarına zorla kabul ettirmeye kalkışamaz ve böyle bir şeye izin verilmez. Artık gerçekten inanan dindarlar, içten inanç sahipleri, özgürlüğün gereklerini öğrenmiş görünüyorlar. Bütün bunlarla, din özgürlüğüne, genellikle vicdan özgürlüğüne karşı bağnazca tutum büsbütün ortadan kalkmış mıdır? Bunu anlayabilmek için bağnazlığı aşmanın ne olduğu irdeleyelim : Çünkü bu kavramın içerdiği anlam, anlayış, herkesin kendisine göre anlamasına çok elverişlidir. Din özgürlüğünü bir hak olarak görmek istemeyen acaba kalmadı mı?
Vicdan özgürlüğünün, insan ruhunun Tanrının yüce nüfuzu altında dinsel yaşamı yönetmek için sahip olduğu haktan başka bir şey olmadığını bellemiş olanlar acaba bugün nasıl düşünmektedirler? Bu gibiler kendisi gibi düşünmeyenlere içlerinden olsun kızmıyorlar mı?
Bu saydıklarımız gibi, değişik inanışları olan kimseler, birbirlerine kin, nefret besliyorlarsa birbirlerini aşağı görüyorlarsa ve dahası yalnızca birbirlerine acıyorlarsa, bu gibi kimselerde hoş görü yoktur, bunlar bağnazdırlar.
Oysa hoş görü sahibi olan bir kişi ne kendi yurttaşının , ne de her hangi bir insanın kendi vicdanına ait inanışlarına karşı kin duyar; tam tersine saygı duyar. Hiç olmazsa başkalarının, kendininkine uymayan inanışlarını bilmezlikten, duymazlıktan gelir.
Bağnazlıktan kurtulma, hoşgörü sahibi olma budur. Fakat doğruyu söylemek gerekirse, diyebiliriz ki, özgürlüğü özgürlük için sevenler, bağnazlığı aşmanın ne demek olduğunu anlayanlar, bütün dünyada pek azdır. Her yerde genel olarak yaygın olan bağnazlıktır. Her yerde görülebilen barış ortamının temeli, bağnazlık ile özgür düşüncenin birbirine karşı kin ve nefreti üstündedir.; temelin yıkılmaması, kin ve nefret tabanındaki dengeyi sağlayan fazla güç sayesindedir. Bu söylediklerimizden çıkan sonuç şudur ; Aramızda artık özgürlük engelleyicilerin kalmadığını sanıp, yalnız bizim gibi düşünen ve duyanlarla yaşadığımız yargısına varmak güçtür. Öyleyse görülen, bağnazlığı aşma değil, zayıflığın güçsüz bıraktığı bağnazlıktır.
Kuşkusuz, düşüncelerin inançların başka, başka olmasından yakınmamak gerekir. Çünkü bütün düşünceler ve inançlarda bir noktada birleşirse, bu, devinimsizlik belirtisidir, ölüm demektir. Böyle bir durum, elbette istenilen bir durum değildir. Bunun içindir ki, gerçek özgürlükçüler bağnazlığı aşmanın genel bir karakter olmasını isterler. Fakat iyi niyetle de olsa bağnazlığın neden olduğunu yanlışlara karşı dikkatli olmaktan vazgeçemiyorlar. Çünkü iyi niyetle hiçbir zaman hiç bir şey düzeltilememiştir. İnsanların, ruhun rahatlaması için yakıldıklarını biliyoruz. Her halde bunu yapan engizisyon papazları, iyi niyetlerinden söz ediyorlar ve iyi iş yaptıklarını sanıyorlardı.
Belki de bu düşüncelerinde gerçekten içtendiler. Ne var ki bir beyinsizliği ya da bir hıyaneti, bir iş kalıbına uydurmak güç değildir; ve sonuçta buda bir ad değiştirme sorunudur diyebiliriz.
İşte bu nedenlerdir ki, hoşgörüyü gerçekten bir aldırmazlık ölçüsüne vardırmamak gerekir. Bu çok önemlidir.
Gerçi özgür olmak, herkesin hakkıdır; bunun için gerçek özgürlükçüler özgürlükten yana olmayanlara karşı daha geniş davranmasını isterler. Fakat bunların hiçbir zaman elleri, ayakları bağlı kurbanlık koyun durumuna boyun eğecekleri kesinlikle sanılmamalıdır.
Unutulmamalıdır ki, kimi insanlar geleceği, geçmişin arasından görmekte direnirler. Bunlar, ilgimizi kestiğimiz geleneklere karşı bağlılığın kesinlikle yeniden sağlanmasını isterler. Bu tür insanlar, kendisinin inandığı gibi inanmayan kimseleri, istedikleri gibi ezmezlerse, kendilerini cenderede hissederler.
Herhalde bağnazlığı aşmak, istenen bir durum olduğu gibi, yaygınlaşması genel bir karakter, durumuna gelmesi, düşünsel eğitiminin olmasına bağlıdır.

***Atatürk 'ün yazdığı Yurttaşlık Bilgileri metinlerindeki; [351 (1)] bu ve bundan sonra sürüp gidecek olan köşeli ayraç içindeki bu sayılar, Türk Tarih Kurumu 'nca 1969 yılında yayımlanan Prof. Afetinan 'ın "Medeni Bilgiler" kitabında Atatürk 'ün el yazılarının yer aldığı sayfa ve bölümleri göstermektedir.




" Taklitlerasıllarınıyüceltir. "
Saygı duyulacak bir tarafınız varsa... O tarafınıza saygılarımla!
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.✿*゚¨゚✎
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.



_"ikinci el övgü tüccarları varsın bol bol konuşsun benim satacak malım yok ki övgüye ihtiyacım olsun"

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Şimdi Sularında Sessiz Bir Gemiyim Ben
Gözlerinin Derinliğinde
Yol Alan..

Deniz Mavide, Bulut Beyazda, Yıldız Gecede..
(Sevdam Sabıkamdır...)
aŞk-ı LâL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Bookmarks

Tags
atatürk, bilgileri, yazdığı, yurttaşlık
Seçenekler Arama
Stil