Tekil Mesaj gösterimi
Alt 27 Eylül 2008, 18:44   #1 (permalink)
Üye
 
OzGe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
  Date: 19 Ağustos 2008
 Mesajlar: 1,439
Standart Kelimelerin Vuslata Erdiği Satırlar.

Biliyorum konuşacak birşeyimiz kalmadı, paylaşacak hiç bir şeyimiz yok.
Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum,
seninle konuşuyorum... Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım,
sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum... Cümlelerimi kısalttım,
kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen dudaklarımda...

Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de, engel olamadım gurursuz
ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum,
imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor... Bir çocuk gibi
isteklerimi bastıramıyorum... Çalmayan telefonuma elim gidiyor,
sana halen bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum... Bende olan seni,
hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin
nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum...

İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum!
Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı...
Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım
anılarım dışında... Isınabilmek için onlara sarılıyorum...
Anlamsız ve cevapsız sorular hıhzırca sırıtıyor, ben görmemeye
çalışıyorum... Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı...

Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini aç desem kapatacaksın
ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım
falıma... Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş
itiraf etti sonunda... Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil...
Gelseydin, kendimi unutup sana koşacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı,
kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini,
sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi,
dokunacaktım, sarılacaktım. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de
hiç niyetin yoktu aslında... Kendimi kandırdığımı anladığımda ağlıyordum...

Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi
ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş
gibi geliyor... Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana...
Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde,
gecede, uykumda... Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi...
Bu bir marifetse eğer, neden benim yanımda degilsin ki?
Gözyaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana...

Gittin! Belki de hiç gelmemiştin ben, geldiğini sandım... Ayak uyduramadım
yorgunluğuna... Dudaklarına düşlerindeki öpüşü konduramadım...

Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın;
dokunuşlarında kendini bulan... Ama! En çok da imkânsızın oldum...

Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum... İnanamadığın, Yenemediğin,
üzerinden atlayamadığın korkuların oldum... Ağladığın, bağırdığın ya da
sustuğun isyanın oldum, sessizce boşalan gözyaşların, birikmişliğin oldum...
Yüreğindeki kadın ben olmak isterken yüreğine sığınan ve tozlanacak olan
bir anı oldum... Haketmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken
belki de hiçbir şeyin oldum... Söylesene ben gerçekten senin neyin oldum?
Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim...
Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim?

Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda sadece bir mevsim yaşanan
ama bir ömür gibi gelen aşk... Kalbime henüz söyleyemedim gittiğini,
öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum... Seni halen
benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum...

Gittin! Sevdamın yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların
sonunda olması acıtıyor içimi... Suskunluğun en büyük silahındı,
suskunluğunla vurdun beni asıl acı olan, canımı acıtan unutulmak...


Söylesene unutulmak kime yakışıyor?
Unutan sen olsan da sana bile yakışmıyor ...

Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak
sende daha güzel duruyor... Görüyorsun işte, aşk'a ve sana ihanet etmiyorum
benim kırgınlığım aşk'a... Sen üstüne alındın...


Kapatıyorum gözlerimi… Seni düşünmüyorum artık… Düşünmek istemiyorum.. Ruhum yeteri kadar ıslandı göz yaşlarımla…. Yeteri kadar kırıldı içimde ki masum çocuk.. Ne beklediğimi bilmeden geçirdiğim onca günün ardından, acı olan, gri bir son baharın karşıma dikilmesi oldu aniden… Umut edebileceğim bir yaz daha habersiz geçti..

Anlamsızlıklarımla boğuştuğum günlerde, imkansız aşklarımın peşinden koşarak tükettiğim bir ömrün suçlayan bakışları soğuttu, avuçlarına bıraktığım kıpırtısız yüreğimi… Ne yağmurlar avutabilirdi içimdeki sıkıntıyı, ne de bir köşe başında, anlamsızca seni görebilme umudu… Dostlarla konuşup, acılarımı dindirme umudu sardı boşluklarımı… Senin gibi değildim ben… Yeni olan hiçbir şey bana göre değildi.. Aşk o kadar basit değildi.. Paylaşılanları bir kenara bırakıp, benliğimin bir parçasının sende olduğunu bile bile.. Aklımın bir ucuna sen olduğun halde.. Hatırlamayan bakışlarla gözlerine bakamazdım.. Kendimi acımasızca kandıramazdım… Ben ruhuma yalan söyleyemezdim…

Sahip olduğum onca güzel şeyin, hiçbir şey ifade etmemesi ne kadar çok içimi acıtıyor bir bilsen… Yüreğim onlara ihanet ediyor.. Ve ben elimden bir şey gelmediği için kendime saldırıyorum her gecenin karanlığında gizlice…Tüm sevdiklerimi aldatmanın hıncını alıyordum bedenimden.. Hepsi senin yüzünden… Bütün aşklarımın sonunda söylenen ; neden bu kadar iyisin.. cümlesinden nefret ediyorum artık.. Ben iyi olmak istemiyorum.. Evrenin her hangi bir yerinde yaşanılan küçük bir acının, bir parçamı koparıp gitmesini istemiyorum.. Üstümden geçen her rüzgarın beni küçük parçalara ayırmasına dayanamıyorum ve her defasında yeniden inatla kendimi toparlama mücadeleme… Benden bir şeyler alıp sonrada arkasına bakmadan gidenlere dayanamıyorum.. Senin ve diğerlerinin yalancı bakışlarına dayanamıyorum.. Her gün, her gece neden hep böyle olmak zorunda olduğunu soruyorum kendi kendime.. Neden ruhuyla konuşmuyor insanlar.. Neden kalın maskelerinizin ardından bakıyorsunuz her defasında aşka.. Hiç hak etmeyen bir akla neden işkence ediyorsunuz…

Bana uzattığın soğuk ellerinin içimi ne kadar üşüttüğünü hiçbir zaman bilmeyeceksin.. Yok olduğumu ve yok olurken de, senden bir daha hiç bulamayacağım bir parçanı koparıp götürdüğümü anlamayacaksın.. Suskunlukların daha da fazla artacak ama nedenini anlamayacaksın.. Seni sen yapan bu şehir dahil, bütün kara parçalarının en puslu yalnızlıkları ortak olacak düşlerine.. Kopan parçanın bir eşini daha bulamayacaksın… Hatırlamak istediğin ne varsa, ne yaparsan yap geri dönmeyecek aklının kanayan tarafına.. Beni hatırlayamayacaksın, yanımda olduğunu… Üzerine damlayan her yağmur damlasının içine süzülmesi hiçbir şey ifade etmeyecek, içindeki yangını söndüremeyeceksin.. Hiç istemesem de, bir daha sevdiğim o çocuk bakışlı kız olmayacaksın…

Şimdi kim kimi neden affetmeli bilmiyorum.. Birbirimizden eksilttiğimiz onca şeyin tekrar yerine konmayacağını bilmek kadar içimizi acıtan başka bir şey olmayacak ömrümüz boyunca.. Kalbimize yabancı insanların, kaybettiklerimize tecrübe dediklerini duymaya devam edeceğiz.. Oysa ki masumluklarımızı kaybettiğimizi bir tek biz bileceğiz… Hayatta ki hiç bir şeyi hiçbir zaman basitçe, tek bir kelimeye indirgeyemediğimiz gibi her defasında.. Her seferinde acıtarak birbirimizi, soyunup yalnızlıklarımıza dalacağız yeniden.. Aşk Adem’le Havva’dan beri süregeldiği gibi, yeniden kararacak bakışlarımızda… Tanıdık bir ayazın içinde bırakıp, savrulup giden ruhlarımızın arkasından bakarak anlayacağız zamanın kanatan geçişini.. Yalanlara alışacağız ve biten her şeyin yasını tutmaya devam edeceğiz bir süre.. Uçurumlarımız yükselecek ve bir daha biz eski biz olmayacağız..

Aşk eskisi gibi karanlıkta kalacak..

Hiç istemesek de…




sana deli gibi asikken tükettigin bu kalbe yan seni cok sevmistim inan sana gözü gibi bakarken kaybettigin askina yan seni canim bilmistim inan
OzGe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla