Tekil Mesaj gösterimi
Alt 24 Haziran 2009, 13:42   #1 (permalink)
Bundan sonra diLim LâL
 
aŞk-ı LâL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
  Date: 10 Eylül 2008
 Mesajlar: 30,893
Standart Batı Karadeniz / SAFRANBOLU, AMASRA

SAFRANBOLU

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Safranbolu’ya gitmek geçmiş zamana yolculuk gibidir. Sadece zaman olarak değil mekan olarak da öyledir. İyi korunmuş, iyi restore edilmiş bir kent. Sanki insanları da geçmiş zamandan kalmışlar. Bugünün bezirganlıklarından u- zakta, sokaklar ve yapılar gibi geçmişte yaşıyorlar.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Tarihle çok övündüğümüz halde tarihin mirasını har vurup harman savurmamıza üzülüyorsanız teselli bulmak, gönlünüzü avutmak istiyorsanız hemen Safranbolu’ya gidin.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Kışın kar altında, baharda çiçeklendiğinde ve yazın parlak günışığı altında, her mevsimde herzaman bir başka güzel!


Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Safranbolu konakları


Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Yörük Köyü Safranbolu’nun küçük bir modeli

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Yörük Köyü evlerinin kullanıldığı yağlı boya tablo, ahşap maket ve hediyeliklerlden satın alabilirsiniz.



Adını yörede yetiştirilen Safran bitkisinden alan Safranbolu gerçek bir müze-kent. Ahşap Türk-Osmanlı mimarisinin en zengin örneklerinin bir bütün olarak korunduğu Safranbolu’yu mutlaka görmelisiniz.

Safranbolu’ya Gerede - Karabük üzerinden gidiliyor. Karabük demir çelik fabrikasının ve yan sanayisinin yarattığı çevre kirliliğinin acı sonuçları daha Karabük’e yaklaşırken kent üzerine çökmüş kalın bir is tabakasından anlaşılıyor. Moralinizi bozmayın. Karabük’ten 5 km uzaklıkta olmasına ve neredeyse dış mahalleleriyle birleşmesine rağmen Safranbolu bu kirlilikten pek fazla etkilenmiyor.

Tarihi kent biraz daha içeride ve vadinin iki yamacına kurulmuş.

Safranbolu’yu doyasıya gezmek istiyorsanız kaldığınız otelin resepsiyon görevlileri veya ev pansiyonların sahiplerisize bu konuda yardımcı olacaklardır.

Çarşı ve Bağlar, tarihi Safranbolu’nun görmeye değer iki ayrı bölgesi. Geziye Çarşı’dan başlamalı. Önce Çarşı’nın kurulu olduğu vadiyi tepeden gören Hıdırlık Tepesi’ne çıkmalı. Bir park alanı olarak düzenlenmiş Hıdırlık Tepesi’nde kentin panaromik manzarası görülebiliyor. Aşağıda Cinci Hanı ve Hamamı, karşıda Kale, saat kulesi, tabakhane, eski evler, konaklar, hanrlar ve hamamlar bir bütün olarak önünüze seriliyor. Benzer bir manzarayı, Kale’den ve Hasan Dede Kayası ile Şahbalı sırtlarından da seyredebilir ve görüntüleyebilirsiniz.

Şimdi Çarşı’ya inebilirsiniz. Cinci Hanı ve Kaymakamlar Evi mutlaka ziyaret edilmesi gereken iki önemli eserdir. Kaymakamlar Evi, bir müze ev olarak düzenlenmiştir ve tarihi Safranbolu evlerinin tipik özelliklerini en iyi şekilde yansıtmaktadır.

Gezmenizde yarar olan yerler arasında Manifaturacılar sokak, Kültür Bakanlığı tarafından restore edilen evlerin bulunduğu Arastaarkası ve Hükümet Sokaklar, Bakırcılar çarşısı, Demirciler Çarşısı, ve en önemlisi Yemeniciler Arastası (halk arasında Arasta diye anılıyor) bulunuyor. Arasta’da mola verip hem küçük hediyelikler alabilir, hem de bir şeyler yiyip içebilirsiniz.

Safranbolu’nun mahalli tadları arasında peynirli, ıspanaklı, kıymalı gözlemeler, bazlama, saç bükmesi bulunuyor.

Yörük Köyü

Gözleme için iştahınızı, Safranbolu-Araç yolu üzerindeki Yörük köyüne saklamanızı öneririz. Yörük köyü, tümüyle bir müze köy görünümünde. Dar sokaklar çevresine sıralanmış irili ufaklı evler, konaklar neredeyse tümüyle bakımlı. Yörüklüler koruma bilincine sahipler. Çoğu büyük şehirlerde oturuyor ve tatil için köylerine geliyorlar. Safranbolu’ya 20 km. uzaklıktaki köy Orta Asya’dan göçen Oğuz Türklerinin Karakeçili aşiretinin kollarından biri tarafından kurulmuş. İlk yerleşim orta mahalle olanHafız Pınarı’na olmuş .Otlaklar yetmez olunca kardeşlerden biri Hacılar Obası, diğeri Davut Obası’nı kurmuşlar. O zaman göçer çadırlarında yaşıyorlarmış. Çok sonraları Osmanlı’nın zorlamasıyla yerleşik düzene geçmişler. Köyün en eski evi 450 yaşındaki Onbaşıgil evi, en genci ise 90 yaşında. Ahşap evlerin iç süslemeleri, tavan kaplamaları da dışı kadar güzel. Kapıları ve kapı tokmakları da hoş. Sipahioğlu Konağı; Yukarı Mahallede Hacı Kavas, Bekir Efendi, Muratoğlu, Cebecioğlu; Aşağı Mahallede İbrahim Çağlayan, Kaymakçıoğlu evleriyle Ahşap Cami görülmeli. Evlerin saçak uçlarında göreceğiniz geyik boynuzları uğur için asılıyor. Döneminin Çamaşırhanesi de onarılıp sanat galerisi olarak düzenlenmiş. Köyevlerinin resmedildiği kabartma tablolar, minyatür pencereler ve çeşitli hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz. Köyde konaklama tesisi yok. Çok isterseniz hafta sonları Erhan Başaran’ı (372) 737 23 35 numaralı telefonundan arayın. Pansiyon bulmanıza yardımcı olacaktır.

Araç yolu üzerinde iki tarihi köy daha var: Hacılar obası ve Akören. Bu yoldaki Çevrikköprü mevkiindeki kır lokantasında da mola verilebilir. Öğle ya da akşam yemeği için şehir içinde Safran Restoran önerilebilir. Bir başka önerimiz de ister soluklanmak, havuz başında ya da bahçesinde oturup bir şeyler içebilmek , ister tarihi atmosferde konaklayabilmek için restore edilerek hizmete sokulan Asmazlar Havuzlu Konağı’dır.

Zaman ayırabilirseniz, Bağlar bölgesini ve birer doğa harikası olan Tokatlı ve Düzce kanyonlarını, İncekaya su kemerini de görmelisiniz.



AMASRA

Çok güzel bir dağ manzarası eşliğinde Bartın’a oradan kuzeydoğuya yönelerek Amasra’ya ulaşılıyor.

Amasra sadece Karadeniz’in değil, Türkiye’nin en güzel tatil beldelerinden biri.

Tarihi M.Ö. 2000’li yıllara uzanan Amasra, M.Ö. 3. yüzyıla kadar Esamos olarak anılmış. M.Ö. 4. yüzyılda Tiran Densy’nin dul eşi Amatris burada kendi adını taşıyan bir kent kurarak bağımsız kraliçelik yaptı. 1460’da karadan ve denizden kuşatarak fethettiği Amasra’yı tepeden seyreden Fatih Sultan Mehmet yanındaki Lalasına"Burası Çeşm’i Cihan mı ola" diye sormuş. Gerçekten de iki koy üzerine bir yarım ada olarak uzanan Amasra’ya tepeden baktığınızda siz de dünyanın gözlerini göreceksiniz. Bu eşsiz doğa güzelliği, ılıman yaz mevsimi, çevre koyları ve ağaçtan yapılma hatıra eşyaları ile ünlü Amasra’da gecelemek için uygun küçük otel ve pansiyonrlar bulabilirsiniz.

Kent gezisine müzeden başlamalı. Kent girişindeki ilk koyun kenarındaki müzede tarihi kentten arkeolojik buluntular ve etnografik eserler sergileniyor.

İkinci durağınız çarşı. Tahta gereçlerin ve oyuncakların satıldığı çarşıdan dostlarınız için bir hediye alıp Kaleye tırmanıyorsunuz. Ardından da tarihi yarımadaya geçiyorsunuz. Roma dönemi kalıntıları çevreye dağılmış durumda. Çok görkemli bir antik geçmişi olan Amasra’nın ne yazık ki bugüne kalan kalıntıları çok iyi durumda değil.

Amasra çevresinde denize girmek için çok uygun plajlar da var. Çakraz, Bozköy ve Akkonak bunlardan birkaçı. Amasra aynı zamanda bir balıkçı kasabası. İskeleye yanaşan balıkçı motorlarından çıkan taze karadeniz balıkları, mevsimine göre iskeledeki lokantalarda hazırlanıyor ve masaya getiriliyor. Canlı Balık, Çeşmi Cihan ya da Çınar restoranlarından birine oturup, balıkçı tezgahlarında gözünüze kestirdiğiniz bir balığı ısmarlayın. Yanında midye tava ve salata olsun. Salata porsiyonunun büyüklüğü sizi korkutmasın. Öylesine lezzetli ki, balığın yanında hızla tükeniyor




" Taklitlerasıllarınıyüceltir. "
Saygı duyulacak bir tarafınız varsa... O tarafınıza saygılarımla!
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.✿*゚¨゚✎
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.



_"ikinci el övgü tüccarları varsın bol bol konuşsun benim satacak malım yok ki övgüye ihtiyacım olsun"

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Şimdi Sularında Sessiz Bir Gemiyim Ben
Gözlerinin Derinliğinde
Yol Alan..

Deniz Mavide, Bulut Beyazda, Yıldız Gecede..
(Sevdam Sabıkamdır...)
aŞk-ı LâL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla