Paylas-TR


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 24 Ocak 2011, 07:56   #1 (permalink)
Bundan sonra diLim LâL
 
aŞk-ı LâL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
  Date: 10 Eylül 2008
 Mesajlar: 30,893
türkiye Uğur Mumcu anısına...



Uğur Mumcu (1942 - 1993)



18 yıl oldu uğursuzları çok rahatsız etmiş bir uğur gideli...
18 yıl geçti üstünden, dile kolay 18 yıl.
ve hala hepimizi toplasan bir uğur mumcu edemedik. bu gidişle de edeceğimiz yok.
onun seslenişlerini duy(a)madık, duysak bile ses çıkar(a)madık.
"korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi.
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.

















TGC, Uğur Mumcu'nun öldürülmesinin 18. yılında açıklama yaptı

"Tetikçilerin arkasındaki odakların bulunması yolunda atılan adımların önü yıllardır tıkanıyor"

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.




Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), gazeteci Uğur Mumcu öldürülmesinin 18. yılı dolasıyla yapılan açıklamada, ''Tetikçilerin arkasındaki odakların bulunması yolunda atılan adımların önü yıllardır tıkanıyor. Araştırmacı gazeteciliğin öncüsü meslektaşımız Uğur Mumcu'nun yokluğunu, her yıl çok daha fazla hissediyoruz'' ifadelerine yer verildi.

TGC'den yapılan açıklamada, Uğur Mumcu'nun evinin önünde arabasına bomba yerleştirilerek öldürülmesinin ardından 18 yıl geçtiği hatırlatıldı. ''Türkiye'nin demokrasi sınavını bir türlü geçemediği'' ifade edilen açıklamada şunlar kaydedildi:

''Tetikçilerin arkasındaki odakların bulunması yolunda atılan adımların önü yıllardır tıkanıyor. Araştırmacı gazeteciliğin öncüsü meslektaşımız Uğur Mumcu'nun yokluğunu, her yıl çok daha fazla hissediyoruz.

Çağdaş bir hukuk devleti için, halkın haber alma özgürlüğü için hizmet veren gazetecilere yönelik saldırıların ve cinayetlerin asıl tetikçileri hiçbir zaman bulunamıyor. Bu da gazetecilere yönelik saldırıların cesaretlendirilmesine neden oluyor. Uğur Mumcu'nun araştırmacı gazeteciliğine çok fazla ihtiyaç duyulan günleri yaşıyoruz. Karanlık güçlere karşı çağdaş, özgür, demokratik bir Türkiye için mücadele eden, bu yolda canını veren Uğur Mumcu'yu ve öldürülen tüm meslektaşlarımızı sevgi ve saygıyla anıyoruz.''












Kimileri vardır, karanlık ellerin kurbanı olsalar dahi unutulmazlar… Onlar ölümsüzdür…


“Rüyasında, kendisini yukarından kendisine bakarken görmüş ve bacakları yokmuş. Patlamada bacakları kopmuştu babamın. Sezgileri çok güçlüydü. Hisleri çok kuvvetliydi. (…) O rüya O’nu etkilemişti. Şunu hatırlıyorum “Sen büyüyeceksin, araba kullanacaksın, evleneceksin, ama ben yanında olmayacağım” derdi. “Niye?” deyince de “Bastonlu olacağım o yüzden ama yanında olamayacağım” derdi. Hissediyordu nedense uzun ömrü olmayacağını.” demişti Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu. (1)
Tam 18 yıl geçti cinayetin üzerinden... (2)
Bir adalet sistemi düşünün… Bir gazeteci, araştırmacı, yazar… Amacı, Türkiye'nin ulusal bütünlüğü, laik, demokratik cumhuriyet; inançların siyasi amaçlarla istismar edilmemesi; terörün, ticaret, din ve siyaset bağlantılarının ortaya çıkartılması ve bu konudaki gerçeklerin yılmadan cesaretle kararlılıkla topluma anlatılması... Arabasına patlayıcı koyuyorlar bir gün, yitiriyoruz bir aydınımızı…
Bir adalet sistemi düşünün… Patlamadan sonra, Demirel geliyor diye sokak süpürülüyor, deliller yok ediliyor.
Bir adalet sistemi düşünün… İdeoloji suikastı göz göre göre geliyor 24 Ocak 1993 günü. 18 yıl geçiyor üzerinden, hala dava sonuçlanmamış. Hala faili meçhul…

Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Turan Dursun, Çetin Emeç ve Abdi İpekçi gibi susturuldu Uğur Mumcu… Onlar, ulusçuluğu, tam bağımsızlığı, halkçılığı, bilimsel öğretimi,milletin egemenliğini, laikliği,Cumhuriyeti, Atatürkçülüğüsavunuyorlardı.

Ölümüne yakın, PKK’nın arkasındaki iç ve dış bağlantıları çözmeye çalışıyordu Uğur Mumcu. İddialara göre, Abdullah Öcalan’ın MİT ajanı olduğuna dair bir belgenin izine ulaşmıştı.
Suikastı yapan mı yaptıran mı önemli sorusunun cevabı yok. Hiç olmadı, hiç olmayacak. Hiçbir zaman aydınlatıl(a)maz ideoloji suikastları. Ki artık kimse, bu davanın sonuca ulaşacağına inanmıyor. Bir süre sonra da zamanaşımına uğrayıp, tarihin tozlu raflarından birine kaldırılacak.
''Sema açıktı ama hava çok soğuktu. Yer baştan aşağı kanla kaplıydı. Birlikte büyüdüğümüz, birlikte genç yaşına bastığımız, birlikte yaşam mücadelesi verdiğimiz Uğur Mumcu'nun parça parça olmuş kolu bir tarafta, bacağı bir tarafta, yüreği karşı binalara saplanmış o sahneyi gördüm. İnsan belleği unutma gibi bir yeteneğe sahiptir ama o sahne benim belleğimde hiç azalmıyor. Ruhsal yapımın bir parçası olmuş. Bunun bir tesellisi de var. Ölüm yıl dönümünde hepimiz bir aradayız.'' (3) demişti ağabeyi Ceyhan Mumcu. Belki haklıdır, belki ölüm yıldönümlerinde biraz daha fazla anılacak ama hiçbir zaman unutulmayacak, her zaman zihinlerde kalacak. Bireyleri fiziksel olarak yok etmek kolay olabilir ama ideolojiler kurşungeçirmezdir, bomba işlemez.
Klişe sloganlardan yoruldum ben... "X için adalet", "Y için adalet"... “Adalet için adalet” istiyorum ben. Bir devletin, çok önemli bir değerinin katilini 18 yıldır bulamıyor olmasını korkunç buluyorum.
25 Ağustos 1975 yılında Cumhuriyet gazetesinde “...Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile, karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, Batı uygarlığı adına, bizleri bir şafak vakti ipe çektiler. Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...” diye yazmıştı Uğur Mumcu. Dönemin Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, süikastın ardından “Mumcu’nun katillerini bulmak, hükümetimizin namus borcudur” demişti. Tam 18 yıl oldu… Uğur Mumcu’nun katil(ler)i hala bulunamadı. Ama bulunsaydı da onlar için adalet işler miydi dersiniz?


(1) Vatan gazetesinde 24 Ocak 2010 tarihinde yayınlanan Sanem Altan’ın, Özge Mumcu’yla yaptığı söyleşiden alınmıştır.
(2) Soruşturmanın geçirdiği aşamaları http://www.umag.org.tr/tr/icerik/goster/45/ugur-mumcu-cinayeti adresinde görebilirsiniz.
(3)http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&Date=24.1.2010&ArticleID=976481&CategoryID=77
İPEK İZCİ













Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Aslen, Ankaralı olan Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942 yılında, babasının memuriyeti dolayısıyla Kırşehir'de, dört kardeşin üçüncüsü olarak doğdu. Annesi Nadire Hanım, babası, Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey'di. İlk ve orta okulları Ankara’da okuyan Mumcu çok aktif bir öğrenciydi. Bu hızlı yaşam Hukuk fakültesinde de devam etti. 1961 yılında baş1adığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni 1965 yılında tamamladı. Bir süre avukatlık yaptı; yabancı dil öğrenmek için İngiltere'ye gitti. 1969-1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta'nın asistanı olarak çalıştı. Yazmaya, üniversite öğrenciliği yıllarında, Doğan Avcıoğlu'nun yönetimindeki Yön Dergisinde başlayan Uğur Mumcu, 12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek", "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddasıyla gözaltına alındı. Uğur Mumcu bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum edildi. Fakat yargıtayca karar bozuldu ve serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra, Mumcu askerliğini, 1972-74 yılları arasında Ağrı'nın Patnos ilçesinde, resmi tanımıyla "sakıncalı piyade eri" olarak tamamladı. Patnos'ta, ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi. İlk yazıları 1962'den itibaren Yön, Türk Solu, Devrim, Ant, KIM v.b. dergilerde yer alan Mumcu'nun, 1968-69-70 yıllarında Akşam, Milliyet, Cumhuriyet gazetelerinde zaman zaman çeşitli konularda inceleme yazıları da yayımlandı. Köşe yazarlığına 1974 yılında haftalık Yeni Ortam dergisinde başladı. Daha sonra çalışmaya başladığı Anka Ajansında 1975 yılından itibaren Cumhuriyet'e de köşe yazıları yazdı. 1977 yılından sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. gözlem başlıklı köşesinde 1991 yılının Kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 6 Kasım 1991'de İlhan Selçuk ve yaklaşık 80 Cumhuriyet çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat - 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet Gazetesi'nde yazan Mumcu, Cumhuriyet Gazetesi'ndeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayıs 1992'de Cumhuriyet'e döndü. Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Mumcu 24 Ocak 1993 yılında uğradığı bombalı saldırı sonucu öldü.








" Taklitlerasıllarınıyüceltir. "
Saygı duyulacak bir tarafınız varsa... O tarafınıza saygılarımla!
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.✿*゚¨゚✎
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.



_"ikinci el övgü tüccarları varsın bol bol konuşsun benim satacak malım yok ki övgüye ihtiyacım olsun"

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Şimdi Sularında Sessiz Bir Gemiyim Ben
Gözlerinin Derinliğinde
Yol Alan..

Deniz Mavide, Bulut Beyazda, Yıldız Gecede..
(Sevdam Sabıkamdır...)
aŞk-ı LâL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Lovecraft (26 Ocak 2011), Seяѕeяi  (24 Ocak 2011)
Yeni Konu aç Cevapla

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Bookmarks

Tags
anısına, mumcu, uğur
Seçenekler Arama
Stil