Tekil Mesaj gösterimi
Alt 04 Ekim 2008, 23:33   #1 (permalink)
Bundan sonra diLim LâL
 
aŞk-ı LâL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
  Date: 10 Eylül 2008
 Mesajlar: 30,893
Standart elazığ gelenek ve görenekleri

ELAZIĞ


ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ EVLİLİK:
Görücüler ve Denemeler :
Elazığ ve köylerinde evlenme yaşı kızlarda genelde 17-18'dir. Erkelerde ise ağırlıklı askerlik yapması ve iş güç sahibi olması ile orantılıdır. Evelenmeler genelde görücü usulü olmakla beraber, sevme ve kaçırma olaylarıylada evlilikler olmaktadır. Sanıldığı gibi Elazığ ilinde Beşik kertmesi fazlaca yoktur. Tavsiye edilen kızların evlerine ilk defa, oğlanın anası veya hala ve teyzesi ile en yakınlarından birkaç kadının birleşerek görücü sıfatıyla gitmeleriyle başlanırdı. Bu toplu ziyaretlerden, kız tarafı bazen haberdar edildiği halde, çok defa da habersiz olurdu. Haberleri varsa evin her tarafına çeki düzen verilir.
Görücüye çıkacak kızlar şu şekilde giydirilirdi: İpekli veya basmadan, etekleri geniş, boyları ayakları kapatır biçimde uzun bir entari... Belinde, ya Van işi gümüş bir kemer veya renkli kadife üzerine gümüş plakalar işlenmiş yerli bir kemer ve yahut kızların kendi elleriyle ördüğü bir bel bağı... Bunların arasına sıkıştırılmış bir ipek mendil... Ayaklarında rugan bir kundura veya basık bir pabuç... Başında dört başlı iğne danteli bir oya. Arkasında beline kadar uzayan örgülü saçları bölük, bölük... Boynunda iri ve renkli Neceflerle dizili ve ortasında bir beşi birlik, yan taraflarında birer ikişer altın bulunan bir gerdanlık... Elleri titrek, göğsü kabarık, yüzünün alı al moru mor... Mahcubiyetten ayakları bir birine dolaşmakta... İşte Harput� un bu tipteki asil ve melek yüzlü kızları, bu eda ve tavırları ile görücüye çıkarlardı. Kimsenin yüzüne bakmadan ve kimse ile konuşmadan misafirlere tepsilerle kahve getiririr ve gelenlere görünürdü.

Görücüler, bütün dikkat ve nazarlarını kızın üzerine çevirince kız, büsbütün şaşırır, yüzü renkten renge girerdi. Görücüler, her şeyden evvel kızın vücudunda herhangi bir arıza olup olmadığını, sonra yüz güzelliğini, boyunu, gezmesini, hizmet etmesini iyiden iyiye incelemek ve kızı daha yakından görmek için her birisi ayrı ayrı, kızdan bir şeyler isterler... Kimisi su, kimisi konsolun veya masanın üzerindeki herhangi bir süs eşyasını bahane ederek kızdan isterler... Hülasa kızı haddeden geçirdikten sonra, kız evinden çıkarlar. Muvafık mı, değil mi münakaşası kız evinin hemen kapısının önünde başlar... Eve dönülünce, görüşlerini aile büyüklerine anlatır, şöyle soylu, şöyle boylu diye överlerdi. Bazen de bunu aksi olabilirdi. Karar verilince, evvela hususi bir aracı gönderilerek karşı tarafın düşünceleri sorulur... Muvafık cevap alınırsa teşebbüse geçilirdi. Yoksa evli evinde, köylü köyünde!..
Kız İsteme ve Şerbet İçme :
Kız evinden muvafakat cevabı alınca evlenmenin ilk olayları başlamış demektir. Baba, amca, dayı veya yakın akrabalardan bir kaçı kızın babasına gider, kızı resmen isterdi. Cevap: Allah kısmet etmiş ise biz ne diyebiliriz? Hayırlı ise olsun... Değilse olmasın!.. gibi alçak gönül ve tevekkül ile ya bir Evet! veyahut bir bahane ile hayır! diye de cevap verilebilirdi. Evet cevabı alınırsa birkaç gün sonra da, oğlanın yakınlarından birkaç kadın, kız evine gider annesinden de kız istenirdi. Bu o demektir ki, o zamanlarda bile bu gibi içtimai ve önemli işlerde kadınlara da yer veriliyordu. Bundan sonra taraflar arasında �şerbet içme� merasimi yapılırdı, aynen şöyledir:
Oğlan evi tarafından yakınları, dostları ve konu komşudan hatırı sayılanlar birkaç gün önceden bu merasime davet edilirler. Belli gün ve saatte oğlan evine gelen davetti topluluğu topluca oğlan evinde kız evine kadar yürüyerek giderler ve kız evi tarafında karşılanırlar. Kız evinde de aynı nicelikte davetliler bulunurdu. Bu misafirler hep bir arada büyük selamlık odalarında veya geniş sofalarda otururlar, zemin ve zamana göre konuşulurken. Tarafların arasında işten anlayan birkaç kişi seçilerek başka bir odada oğlan tarafının vereceği başlık ve diğer eşyanın cinsi ve miktarı üzerine görüşmeler başlardı. Bazen bu işte taraflar arasında çok sert tartışmalar ve büyük anlaşmazlıklar olur ve bu soğuk hava içinde evlenmenin geri bırakıldığına ve davetlilerin şerbet içmeden dağıldığına da tesadüf edilirdi. Anlaşmada muvafakat oldu mu, güzel sesli hafızlar tarafından Aşr-i şerifler okunur, büyük tepsiler içerisinde ya hint işi madeni kupalar veya çok eski devirlere ait renkli, çiçekli, kesme billur bardaklarla şerbetler dağıtılır, içildikten ve taraflar tebrik edildikten sonra merasime son verilirdi.
Nişan Bohçası ve Gelin Elbisesi :
Evlenmenin ikinci aşamasını teşkil eden nişan bohçası, şerbet içildikten bir kaç gün sonra oğlan evi tarafından kız evine gönderilir. İçinde: Bir elmas yüzük, bir çift elmas küpe, birkaç beşi birlik, uzun altın kordonlu bir altın saat, bir gümüş su tası, bir gümüş ayna ve bir çift gümüş na�lin�le birlikte bir takım ipek sırmalı entarilik, üç dört tuht kına vs.Bu eşyalar işlemeli patiska bir bohçaya istif edildikten sonra tekrar ikinci bir sırmalı atlas bohça içine konularak iki kadın vasıtasıyla kız evine gönderilir, ev halkı tarafından neşeyle karşılanır, konu komşuya ve yakın akrabalara haber gönderilir. Bunlarda geldikten sonra merasimle bohça açılır�İçindeki eşya elden ele incelenir ve sonunda nişan bohçasının maddi kıymetine göre, ************************üren kadınlara bahşişler verilir. Bundan sonra nişan bohçası, nişan�ı görmeğe gelen bütün misafirlere ayrı ayrı gösterilerek teşhir edilirdi.
Nişan Bohçasından sonra, nişanlı kızın, oğlan evine mensup kadınlardan kaçmaması, yani yüzünü gözünü örtmemesi ve sonrada hayırlı olsun demek için oğlan evine mensup kadınlardan bir grup misafirleriyle birlikte kız evine giderler. Kız evinde gelinlik kız süslenmiş, bezenmiş, takmış takıştırmış ve fakat başı ve yüzünün tamamı örtülü ve yalnız gözlerinin açık bulunduğu bir kıyafetle ortaya çıkarırlar. Baş da kayın validenin, görümcenin ve sırasıyla misafirlerin ellerini öper, öptükçe her biri ayrı ayrı kızın boynuna, ya bir beşi birlik veya bir altın veya münasip birer hediye vermekle kızın başındaki örtü açılınca, yüzü, başı meydana çıkar ve bir daha örtünmez. Serbest olarak misafirlerin yanlarına her zaman için girer çıkar ve konuşur da...
Bu merasimden sonra kız evi tarafından oğlan evinin erkeklerine bir gelin ziyafeti, bunun ardından da biçki ziyafeti diye oğlan evinin kadınlarına ziyafetler verilir. O gün geline kaç kat elbise yapılacaksa hepsi birden kadın terziler tarafından biçilir, kumaşlar kesildiği sıra, oğlan evinin misafirleri, kesilen bu kumaşların üzerine para serperler ki, bu paralar terzilere aittir.Yine bu günlerde oğlan evi ilgililerinden alınan para ile kızın bütün noksanları tedarik edilir ve ayrıca kızın bizzat hazırladığı çeyiz sandığındaki eşya, gerek kız ailesi tarafından verilen, gerekse oğlan evinden katırlara yükletilmiş veya hamalların sırtında gönderilen ev eşyası ile evvelce gelen nişan bohçasındaki eşya ve mücevherat ve bugüne kadar getirilen hediyelerle birleştirilerek, kız evindeki bir sofada veya büyük odalardan birinin üç bir tarafına sıra ile muntazam dizilmek suretiyle istif edilirdi.
Başta kızın rahle�si pembe tüllere sarılmış olduğu halde çeyiz eşyasının üst başında yer alır. Bunun yanında büyük bir cam çekmece vardır ki, içi gelinin altın ,gümüş ve elmas gibi kıymetli emaretleri ile dolu �ve diğer ev eşyaları �Karşı tarafta ise yataklar, yorganlar,yastıklar, makatlar,oda takımları�Sandıklar�Kilimler ve halılar� Bunlardan sonra kahve , şerbet ve matbah takımları, tunç mangallar ve saire gelirdi. Bu eşya ve bu sergi , bir hafta kadar şehrin bütün kadınlarına açıktır ve serbesttir. Kadınlar kafile kafile gelir, çeyiz odasını seyr-ü temaşa eder ve hayırlı olsun temennileriyle dönerlerdi ki, bu merasime de (Çeyiz Görme) denilirdi.
Çeyizin konulduğu günün ertesi gününde ise Kına Hamamı töreni yapılırdı. O gün için herhangi bir hamam, kız evi tarafından hariçten bir tek müşteri kabul edilmemek suretiyle öğleden akşama kadar kabul edilir ki, bu zenginlere mahsustur. Orta ve diğer aileler umum arasında herhangi bir hamama misafirlerini davet ederlerdi. Oğlan ve kız evlerinin davetlileri belli saatte hamama gider, tefler ve türkülerle karşılanırlardı. Misafirler, hamamın dört bir tarafında yerlerini alınca evvela şerbetler ikram edilir ve sonra yıkanmaları için her misafirin kildan�ına birer kalıp sabun konulur, o sıralarda gelin kızda hamama getirilmiş bulunurdu� Yine tefçiler çalarak, çağırarak gelini karşılarlar� Gelin yerine oturur, elbiselerini çıkarır, havlulara sarılır, natırlar kollarına girer ve iç hamama doğru yönelince bütün misafirlerde gelini takip ederler� Tefler çalınarak, tefçiler tarafından uzun havalar ve türküler söylenerek iç hamama geçilir�Göbek taşının etrafında gelin ve tefçiler ayakta yerlerini alınca gençler oynamaya başlar�Neş�e ve gülüp söylemeler arasında gelini yine natırları koltuklayarak ısı kürüne ************************ürür�Natırlar tarafından yıkanır ve yine aynı şekilde göbek taşına getirilerek oturtulur.
İlgililer tarafından evvelce hazırlanmış olan kına tabağı ortaya getirilerek gelinin ellerine ilk kına konulur. Bu arada tefçiler de mani söylerler. Bu sıra davetliler tarafından gelinin başına ufak paralar serpilir. Bu arada misafirlerde yıkanmış bulunurlar. Merasim burada sona ermiştir, herkes elbisesini giyerek hamamdan çıkar ve evlerine dağılırlar.
Çeyiz (cihaz) Yazma, Nikah Merasimi :
Şimdi düğün için erkek ve kız evlerinde hummalı bir faaliyet başlamıştır. Oda döşemeleri için makat şilteleri, yastıklar, yataklar, halı ve kilimler�Kızın emanetleri, gelin elbiseleri, hediyelik eşya matbaa ve kahve, şerbet takımları;leğen ibrığına kadar bütün bir aile yuvasına lüzumlu olan eşyalar hazırlanmış olur� Bu hazırlık en tez bir iki ay için de tamamlanırsa da bazen aylarca devam edilenler de görülürdü Nihayet işler bitince yukarıda açıkladığımız şekilde (ÇEYİZ YAZMA) ya hazır duruma getirilmiş olurdu.
İçtimai hayatımızda evlenmelerin önemli bölümlerinden biriside ÇEYİZ yazma denilen bir olaydır ki, buda şöyle olurdu: Taraflar arasında görüşüp kararlaştırılan bir günde ve çok defa Cuma gününün erken saatlerinde oğlan evinin davetlileri oldukça kalabalık bir topluluk halinde kız evine giderler� Aynı miktarda kız evinin davetlilerini orada bulurlardı� Misafirler karşılanır, ikram edilir ve sonra içlerinden mutahassıs dört kişi seçilerek bunların içinde yazısı güzel bir kimse, büyük ve kalın bir tabak beyaz kağıt üzerine haftalardan beri teşhir edilen bütün bu çeyiz eşyasının isimlerini birer birer << Gül Dökümü >> denilen tarzda yazar ve bilir kişiler tarafından her eşyaya kıymet biçilince, bunu eşyaların altına ve sıranın yekununa da sağ taraftaki sütuna kaydeder. Bu sütunun toplamı da aşağıya alındıktan ve altına da tayin ve tesbih edilen ( MİHR_İ MUA�CCEL) kıymeti yazdıktan sonra toplanır ki, bunların tümü kadına aittir. Hata o kadar ki, bu defter tanzim edilince, altı misafirler arasında mevki sahibi büyükler ve tüccarlardan sekiz on kişinin isimleri yazılmak suretiyle kendilerine şahit olarak imza ettirilir. Sonra bu defter gelinin elbise sandığının dibine konulur ve burada ölünceye kadar saklanılırdı. Bu defterdeki eşya kamilen kıza aittir, ölüm ve boşanma gibi ayrılıklarda, bu defterdeki bütün eşya aynen mümkün olmasa tutar bedeli, Mehr-i Muac�el ve Mehr-i Müeccel ile birlikte kadına verilir, şayet, verilmese hükmen alına bilir. Ölülüm halinde mirasçıları varsa, her şeyden evvel bu defterdeki eşya zayi edilmiş ise bedeli ile Mehr-i Muac�cel ve Mehr-i Müecceli terekesinden ayrılarak kadına verilir.
İşte kız ve oğlan aileleri tarafından evlenecek olan eşyanın, bundan 60 � 70 yıl kıymeti 354 altundan fazla tutmaktadır ki, bu günkü rayice göre 36 000 küsür lira değerinde bir kıymet ifade etmekte ve bununla bir aile yuvası kurulmuş demektir.Harput�un eski aileleri arasında boşanma yoktu: Bu konuda o kadar hassas davranılırdı ki, boşanma kelimesini ağzına alan kimsenin bile nikahından şüphe edilirdi. Bu sebeple boşanmalar nadiren görülürdü. Boşananlara iyi bir nazarla bakılmazdı. Boş yere değil, rahmetli Mehmet Akif, safahatında bu konuya dair şu ateşin mısraları yazmış,bizlere bırakmıştı.




" Taklitlerasıllarınıyüceltir. "
Saygı duyulacak bir tarafınız varsa... O tarafınıza saygılarımla!
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.✿*゚¨゚✎
Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.



_"ikinci el övgü tüccarları varsın bol bol konuşsun benim satacak malım yok ki övgüye ihtiyacım olsun"

Resmi Tam Boyutta Görmek için Tıklayın.
Şimdi Sularında Sessiz Bir Gemiyim Ben
Gözlerinin Derinliğinde
Yol Alan..

Deniz Mavide, Bulut Beyazda, Yıldız Gecede..
(Sevdam Sabıkamdır...)
aŞk-ı LâL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla